🥳 Yaşlı Adam Ve Deniz Olayın Geçtiği Zaman

DbZq. Kendi okyanusunda yenilenler için Yaşlı Adam ve Deniz Merve Gülşah Akgün “İnsan yenilmek için yaratılmadı” dedi dokunaklı bir sesle; “Âdemoğlu mahvolur ama yenilmez.” Ernest Hemingway’in Kübalı bir balıkçının yaşanmış hikâyesinden esinlendiği Yaşlı Adam ve Deniz romanı, yaşlı bir balıkçının büyük balık avlayamadan geçirdiği seksen dört günün ardından yaşadıklarını anlatır. Seksen beşinci gün, balıkçı Santiago yine avlanmaya çıkar, okyanusa açılır. Seksen dört gün kısmetsiz geçmişse ne olmuştur yani, seksen beşinci gün hâlâ kısmetini saklar. Santiago, balık avlayamadığı günlerde sıkıntılar çekmiş, yanında çalışan ve belki de tek dostu olan çocuk başka bir teknede çalışmaya başlamıştır. Ama yaşlı balıkçı umudunu hiç kaybetmez. Umuduyla, tecrübesiyle bir kez daha okyanusa açılacaktır fakat düşündüğünden daha uzun ve yorucu bir av serüveni onu beklemektedir. “Ya bir de her gün ay’ı öldürmeye çalışsaydık?” diye düşündü. “O zaman ay kaçardı. Fakat ya her gün güneşi öldürmek gerekseydi? Şanslı adamlarız vesselam!” Hemingway’in bu kısa romanında anlatılan, bir balıkçı serüveninden fazlası. Kazanmanın, kaybetmenin, umudun, hayal kırıklığının, ne olursa olsun hayata tutunmak için çabalamanın romanı bu roman. İnsan her zaman doğa ile mücadele eder. Kimi zaman doğanın kimi zaman insanın kazandığı bu mücadelenin üzerine yüzyıllarca söz söylenmiştir. Hemingway de ihtiyar balıkçısının içine düştüğü macerayla insanın doğayla ve kendisiyle olan mücadelesine ışık tutuyor romanında. Koca bir balığın peşine düşen ihtiyar, okyanusun ortasında günlerce tek başına kalıyor. Balık yaşamak için direnirken balıkçı da kendi yaşamını sürdürmek için onu öldürmeye, pes ettirmeye çalışıyor. İki inatçı yaratık doğada başbaşa kalınca bir yandan birbirlerinin direncini kırmaya çalışırken bir yandan da birbiriyle özdeşleşiyor. İhtiyar balıkçı, artık öldürmeye çalıştığı balığı kendine can yoldaşı olarak görmeye başlıyor. Ama amacından, onu öldürmekten de bir an olsun vazgeçmiyor. Balık mı kurtulmalı balıkçı mı yakalamalı? Av mı haklı avcı mı? Bu ikilemler roman boyunca devam ediyor okuyucunun kafasında. “Ben her şeyden, herkesten çok onu yakalamak istiyorum. Dünyada herkesten, her şeyden çok. Şimdi ikimiz birleştik, öğlenden beri birlikteyiz. Hem de tek başımıza.” Sadece doğayla değil, kendisiyle de mücadele eder insan. Kahramanımız da okyanusta geçirdiği günlerde kendisiyle hesaplaşıyor, düşüncelerini özgürce akışına bırakıyor. Belki de bir filozofun düşüncelerinden daha derin anlamlara dalıyor. Hayatı, kendisini, mücadelesini sorguluyor. Bunu öyle naif öyle doğal yapıyor ki, okuyan herkes kendisinden bir parça buluyor. Yaşlı Adam ve Deniz, insan hayatının kısacık bir özeti aslında. Doğduğu andan itibaren bir mücadelenin içine atılan, umuduyla yaşayan, yine umudu yüzünden hayal kırıklığına uğrayan insan, Hemingway’in romanındaki ihtiyar balıkçıdır. Bazen avcıdır bazen avdır. Her insan kendi okyanusunda tek başınadır. Bir şeyi söylemenin, anlatmanın binbir türlü yolu vardır. Kimi diyeceğini doğrudan der, kimi alegoriler kullanır, bazısının sözleri içimize işler bazısınınki bir kulağımızdan girip öbüründen çıkar. Ernest Hemingway, neyi anlatmak istiyorsa onu en güzel yoldan anlatan, okuyucusunu soluksuz maceralara çıkaran ve aklına, ruhuna dokunan bir yazar. Küba sahillerinden okyanusun ortasına bir yolculuk yapıp kendinizi, doğayı, tüm yaşamı sorgulamak; insan olmanın aslında ne basit ama bir yandan da ne karmaşık bir şey olduğunu anlamak isterseniz, Hemingway kütüphanenizin bir köşesinde sizi bekliyor olacak. Günlük hayatta şöyle bir durup etrafına bakmaya fırsatı olmayan günümüz insanının, bu yaşlı balıkçıdan öğrenecek çok şeyi var. Merve Gülşah Akgün – 19 Aralık 2017 Bunlar da ilginizi çekebilir “İstisna Mekân; Hukukun Eşiğindeki Kent” semineri 20 Aralık’taBu ajandadan elde edilen gelirle çocukların kütüphaneleri olacak » Mutlak tutkusuyla yarışırcasına, dünyanın dört bir yanında, kendini serüvenden serüvene atan HEMINGWAY, fırtınalarla dolu yaşamına yön veren karakterini, bir bakıma bu romanıyla özetlemiş gibidir. Büyük yazar, sert, acımasız fakat bir o kadar dokunaklı bir yazgıyı, yaşlı bir balıkçının okyanusta geçen birkaç günüyle özdeşleyerek, yalın, yoğun ve çarpıcı bir başyapıt koymuştur ortaya. İlk yayımlandığından bu yana, bütün ülkelerde artan bir ilgiyle okunan Yaşlı Adam ve Deniz, yazarın Nobel Ödülü kazanmasında birinci etken sayılmaktadır. Roman filme de alınmış, ünlü aktör Spencer Tracy’nin oyunuyla dünya sinemalarında olay yaratmıştır. Yaşlı Adam ve Deniz, HEMINGWAY’in en ölümsüz eserlerinden biridir. Yaşlı bir Kübalı balıkçının açık denizde Gulf Stream’e kapılmış olarak dev bir kılıçbalığıyla olan can yakıcı mücadelesini son derece sade ve kuvvetli kelimelerle anlatır. Bu hikayesiyle Hemingway, yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has modern üslubuyla yeni baştan tutkusuyla yarışırcasına, dünyanın dört bir yanında, kendini serüvenden serüvene atan HEMINGWAY, fırtınalarla dolu yaşamına yön veren karakterini, bir bakıma bu romanıyla özetlemiş gibidir. Büyük yazar, sert, acımasız fakat bir o kadar dokunaklı bir yazgıyı, yaşlı bir balıkçının okyanusta geçen birkaç günüyle özdeşleyerek, yalın, yoğun ve çarpıcı bir başyapıt koymuştur ortaya. İlk yayımlandığından bu yana, bütün ülkelerde artan bir ilgiyle okunan Yaşlı Adam ve Deniz, yazarın Nobel Ödülü kazanmasında birinci etken sayılmaktadır. Roman filme de alınmış, ünlü aktör Spencer Tracy’nin oyunuyla dünya sinemalarında olay yaratmıştır. Yaşlı Adam ve Deniz, HEMINGWAY’in en ölümsüz eserlerinden biridir. Yaşlı bir Kübalı balıkçının açık denizde Gulf Stream’e kapılmış olarak dev bir kılıçbalığıyla olan can yakıcı mücadelesini son derece sade ve kuvvetli kelimelerle anlatır. Bu hikayesiyle Hemingway, yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has modern üslubuyla yeni baştan heykelleştirmiştir. 4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Tamamen sembolik bir kitap ama önce biraz konusuna değinirsek; Santiago isimli bir balıkçı vardır. Yaşlı bir adamdır ve günlerdir balık avlamaya çıktığı halde hiç balık küçük yardımcının bile yaşlı adamın talihsizliğinden ailesi artık onunla çalışmasını istemez. Tabi birgün tek başına denize açıldığında oltasına çok büyük bir balık gelir balıkla olan mücadelesini onu kaybetmemek için yaşadıklarını anlatır Hemingway. Yalnız bu sadece bir balık yakalama ve denizci hikayesi değildir. Metafor anlatım tercih edilmiştir. Mesela; Hemingway sıkı bir dindar olmasına rağmen hikayedeki denizcinin dini inançları kendisinin de itirafı ile azdır. İnatçı bir umut taşır balıkçı; ''Yenilmedim aslında belki biraz fazla açıldım o kadar.'' Yaşlı adamı İsa ile özdeşleştirenler de olmuştur. Ne de olsa bir yelken direğini sırtına alıp İsa'nın çarmıhı gibi sırtında taşımak,uyurken çarmıhtan indiriliş sonrası yatış pozisyonu almak gibi... Bu arada yeni öğrendiğim üzere Santiago İspanyolca'da Aziz Yakup'a verilen isimdir ve çile çekişin sembolüdür. Tabi benim gibi eline olta dahi almamış insanlara başta çok sıkıcı gelebilir hikaye ama bir süre sonra bunun bir balıkçı romanı olmadığını anladığınızda kitaba odaklanabilirsiniz. Bu arada bu Kübalı balıkçı da gerçektir. 2004 yılında 104 yaşında ölmüş bir balıkçıdır. 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Hayatı boyunca bu kitabı okumamış insan biraz eksiktir aslında... 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş "Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar..." İhtiyar balıkçı, 88 gün olta sallar ve eve eli boş döner,ama vazgeçmez "Balık nasıl balık olmak için yaratılıyorsa sen de balıkçı olmak için yaratılmışsın" Aslında bu çocuk hikayesi gibi görünse de esasında hepimizin hikayesi,Aslında hepimiz için hayat böyledir hepimiz "büyük balığı" ararız. 2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Yaşlı bir balıkçının açık denizde dev bir kılıç balığıyla olan heyecanlı mücadelesi anlatılıyor. Kitap kısacık 130 sayfa ve yalın, sade anlatımıyla sizi etkisi altına alıyor. Aslında yaşamımın güzel bir dönemine denk geldi bu kitap. Çünkü ben de kpss sürecinde çoğu zaman kendimi boşa kürek çekiyormuşum gibi hissediyorum ama bu kitapta mücadele ruhunu, direnmeyi, pes etmemeyi çok güzel anlatmış yazar. Ve tabii yalnızlığı da... Anlatım tarzı çok güzeldi. Balıklarla ve yalnızlıkla mücadele eden benmişim gibi hissettim okurken. Klasiklerden diye gözünüz korkmasın sade anlatımı var. Bir de kitapta balıkçının yanında çok tatlı küçük bir çocuk vardı insana resmen yaşama sevinci ve umut aşılayan. Keşke herkesin hayatında olsa böyle bir çocuk ya da o çocuk biz olsak.. Huzur ve umut verici bir kitaptı. Deniz aşığı biriyseniz kesinlikle okumalısınız. Zaten denizleri kim sevmez ki... 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Bunca sene sonra bile bende bıraktığı etkiyi hatırlıyorum. Mutlaka okunmalı bence.. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş hala aklıma geldikçe üzer beni yaşlı adamın hikayesi 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Muhteşem... Kendinize pek çok soru sorduğunuz ve hayatı sorguladğınız bir öykü. Pulitzer ödülünü fazlasıyla hak etmiş bir kitap. 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Balıkçı ve balık birer sembol aslında bu noktada. İnsanı anlatırken, iç hesaplaşmaları, gururu anlatırken arka planda kullanılan metaforlar. Bu açıdan büyük resme baktığımızda olağanüstü etkileyici anlar hissediyorsunuz okurken. Şu nasıl etkileyici bir cümledir "Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar..." 1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Bir solukta okunuyor Ernest Hemingway'in "Yaşlı Adam ve Deniz"i... İhtiyar bir balıkçının , oltasına yakalanan bir kılıç balığını zaptetmeye çalışırken pekçok engele karşı verdiği amansız mücadeleyi anlatmış Ernest Hemingway bu eserinde. Yaşlı adamın şahsında sanki tipik bir yaşam mücadelesini de okuyoruz adeta. İnsanoğlunun yaşam serüveninde; bazı hedeflere yönelmişken, hesapta olan ya da olmayan engellerle de karşılaşılabileceğinin tipik bir hikayesi. Belki de kendi hayat mücadelesini anlatmış yazar; saf, yalın, duru biçimde. Ve bir hayat felsefesi sunuyor okuyucuya "Ben her işimi hesapla yaparım. Ne var ki kısmetim yok. Ama kimbilir, belki bugün. Günün her doğuşu yepyeni ayrı bir gün getirir. Talihim bugün yaver gidiverir bakarsın. Ben işimi eksiksiz yapayım da kısmet geldiğinde beni aradığı yerde bulsun." diyerek... Bazen de bir yaşlı adamın gözünden zamanı okuyoruz satır aralarında "İnsan kocayınca çalar saat gibi oluyor" diye güldü adam. "İhtiyarlar niye öyle şafakta uyanırlar bilmem. Günü azıcık daha uzun yaşayabilmek için mi acep?" Huzurlu, dingin bir ortamda tadını çıkarta çıkarta okunabilecek güzel bir eser... Keyifli okumalar dileğiyle... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway'in Nobel Edebiyat Ödüllü eseri. Eser aynı zamanda birçok ödül de kazanmıştır. Hemingway bu hikâyeyi Küba'da yazmıştır ve hikâyenin başkahramanı Kübalı bir balıkçı olan Santiago'dur. Hikâye yaşlı Santiago'nun Gulf Stream'in açıklarında büyük bir yelken balığı bazı çevirilerde yanlışlıkla kılıç balığı olarak geçer ile karşılaşması ve onunla 5 gün süren mücadelesini anlatır. 1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Çok dokunaklı gelir bana hikayesi. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Abartı çok olmasına rağmen akıcı bi kitap 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş kitabı okurken bende yaşlı adam gibi hissettim o kadar emek verdi yazık o kadar acı çekti adam tam şansı dönmüşken üstüne bu kadar talihszlik yaşaması üzülmesi beni de çok mutlaka okunması gereken bir şaheser bence herkes kendinden birşeyler bulacaktır yaşlı adamın denizle olan savaşında... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Zevkli hikayeler, takasa açık 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ernest Hemingway'in 100 temel esri arasına girmiş olan romanı. Roman Santiago adlı yaşlı bir balıkçının 84 gün denizden bir şey yakalıyamaması ve bunun sonunda olağan üstü bir kılç balığı yakalaması Üç gün boyunca bu balıkla teknede tek başına mücadelesi çerçevesinde sabrı, azmi, insanın yalnız kalınca kendi içindeki öteki benle sohbetini ve okyanusu kısacık masal tadında beğenerek okudum Manolin adlı küçük çocuğa resmen hayran kaldım. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş "insanla doğanın savaşını destansı boyutlara ulaştıran dev bir baş yapıt.." gerçekten doğru.. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Ben sanırsam bu kitabın kısaltılmışını okumuştum ve düşünün, yine de kitabın sonunda öyle bir ağlamıştım ki... 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Okuduğum ilk Hemingway kitabı. Hocalarımdan birine ödev olarak verip, beni Hemingway'le tanıştırdığı için teşekkür borçluyum. Öğretmen tavsiyesiyle okuyup cidden beğendiğim ilk kitaptır. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş En sevdiğim kitaplardan biri. Benim gözümde Martı' dan çok daha ilham verici, en az Küçük Prens kadar da dolu ve üzerine konuşmaya değer bir kitaptır. Pek çoğu kişi kitabın sabır yönüne vurgu yapsa da benim umurumda olan kısım kitabın sonudur. Gerisi spoiler Kitabın sonunda yaşlı kahramanımız büyük balığı kıyıya getiremez ama yine de mutludur. Çünkü yaptığı eylemleri başkası için yapmaz, kendisi için yapar. Özetle başkası için yaşamaz yaşlı adam ve bu kitap bize bunu anlatır sabırdan ziyade; kendimiz için yaşamamız gerektiğini anlatır. Dahası bunu ders verir gibi yapmaz, o sadece yaşlı bir adamın hayata bakışını özetler size, gerisi sizin özgür iradenize, karakterinize kalmıştır. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Hemingway metinlerinin yalınlığı edebi açıdan değil de hikayenin temel noktası bakımından ilkel bir vaziyet haliyle güdülerin değerlendirilmesi ve metne yansıtılması diyebilirim. Ancak ben bu çizgideki anlayışı kusurlu bulmasam da eksik bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Neticede yaşlı balıkçı pek çok kez kendince söylenerek çocuğa seslendi çünkü aletleri vardı ancak yalnızdı. Hatta o araçlara destek olarak işlek zihninide katıyor ve av ile avcının rekabetinde kazanan taraf olduğunu düşünüyordu . Ancak doğa insandan; hele tek başına olan güçlüdür vurgusu göze çarpıyor. Fakat insan doğası, doğanın tüm ''canavarlarından" daha acımasız bir gizemin temsilcisi olmasını da belirtmem gerekiyor bu kitapla birlikte. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş başlarda hadi ama yakala şunu dedim ama sonradan bir hüzün kapladı içimi. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Daha ilk sayfasında hemen beni hikayenin içine alan kitabı, baştan sona gülümser bir hüzünle okudum..Sanki hiç yabanci değildim yaşlı adama..Birden bire yanindaki genc oluverdim okurken.. Bir Akdeniz sehrinde, gecenin karanlığında sabah avı icin oltasini hazırlayan sevgilimi izledim gulumseyerek bir yandan okurken..Gun dogmadan oltami alip denize dogru yol almadan bir kac saat once okudum tam da bir solukta..Eminim her satiri hatirima gelecek denizin icindeyken ben..Bir hikayenin icine girecegim heyecanla.. Oltama her balik takildiginda gulumseyecegim yasli adama..Selam edecegim.. Ne guzel hikayesin sen.. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş "Talih insana her an, hiç tanınmayacak biçimlerde gelen bir şeydir" Yaşlı bir balıkçının doğayla ve kendisiyle olan mücadelesi ve balıkçı ile küçük bir çocuğun dostluğu etkili ve yalın bir dille anlatılmış. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Bu kısa öyküden okuyucu, ihtiyar balıkçının bitip tükenmek bilmeyen balıkçılık aşkına,azmine ve kararlılığına şahit oluyor. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Yıllar önce okuduğum mükemmel eser 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Azim ve cesaret, o yaşa rağmen her türlü ıstıraba katlanıp işin sonunu getirme. güzel bir kitap. martı ve Küçük Prens gibi kısa ama etkileyici bir eser. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş - kitabı okumayanlar yoruma göz atmasın - küçük çocuk balıkcıyı tembelliğe ve hazıra konmaya o kadar çok alıştırmış olmasaydı kitabın finali daha farklı olurdu. - kitabı okumayanlar yoruma göz atmasın - 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Müthiş bir mücadele. İlham verici ve hüzün dolu... Asla başaramayacak demiştim okurken ama yaşlı adamın yılmadan savaşması beni oldukça etkiledi. Küçük bir alıntı; "İnsan yenilmek için yaratılmadı. Ademoğlu mahvolur ama yenilmez." 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş "Benim çalar saatim de yaşımdır" dedi ihtiyar adam. "İhtiyar adamlar niye erkenden uyanırlar? Daha uzun bir gün geçirmek için mi?" 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Keyifle okudugum bir kitap oldu kendisi 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş İhtiyar denizci uzun zamandır süren şansızlığını kırma umuduyla dünyası olan okyanusun sularına açılır. Uzun arayışı sonrasında hayal ettiği dev balık oltasına takılır ve okyanusun , gulf streamin akıntısında kılıç balığı ile amansız mücadelesi başlar. Azim , kararlılık ve yılların birikimi ile gelen mücadele... Yaşlı denizci bu mücadeleden galip gelmek için her şeyini ortaya koymuştur... Sonrasını varın siz görün. Son derece sade ve bir o kadar da kuvvetli bir anlatım.. İki saatte kitabı bitirdim. Film tadında bir kitap.. Bir Hemingway klasiği.. Deniz , gerçekten isteyene rızkını verir.. 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş "Bunu yüksek sesle söylememişti; çünkü iyi şeyler yüksek sesle söylenirse olmayıverirdi." 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş yazarın sade anlatımı enfesti. sanırım denizden ve balıkçılıktan anlayanlar çok daha büyük zevk alacaktır. bilgi yayınlarından okuyacaklar için tavsiye; tadınızın kaçmaması için ön sözü okumadan başlayın kitaba 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş biraz sıkıcı yanları vardı ama sürükleyiciydi 0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş Yoğun bir dini sembolizme sahip olmasına rağmen bunu çok bastırmadan yapması kitabı ağırlıktan kurtarıyor. Oldukça yalın bir yazım dili olması da akıcılığı sağlıyor. Varmanın değil yola çıkmanın, başarmanın değil kendin için yapmanın değerini ortaya koyan bir eser. Yaşlı adamın deniz ile mücadelesinden hayata dair çıkartılacak çok ders var. “Talih insana her an, hiç tanınmayacak biçimlerde gelen bir şeydir.” Yaşlı Adam ve Deniz Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway’ in Pulitzer ve Nobel Edebiyat ödülü almış, 1958 yılında beyaz perdeye uyarlanmış bu kısa romanı, biz okurlara talihi uzun zamandır kötü giden yaşlı bir balıkçı olan Santiago’nun denizle ve hayatla sürdürdüğü mücadelenin bir bölümünü anlatıyor. Özet Yaşlı adam ensesinde derin kırışıklıklarla zayıf, bir deri bir kemik bir adamdı. Tropik denizden yansıyan güneşin sebep olduğu yararlı cilt kanserinin esmer lekeleri vardı yanaklarında. Lekeler yüzünün yanlarından aşağı kadar iniyordu ve ellerinde, misinaya takılan ağır balıkları çekmekten yer yer derin yara izleri vardı. Neşeli namağlup deniz rengi gözlerinden başka her şeyi kocamıştı. Balık mevsimi açıldığından beri her gün denize açılıyordu fakat 84 gündür bir balık bile tutamamıştı. Balık tutmaya giderken yanında olan bir çocuk vardı Santiago’nun. Yaşlı adam küçüklüğünden beri bu çocuğu, balık mevsiminde yanına çırak olarak alırdı. Balık tutmayı çocuğa o öğretmişti fakat küçük çocuğun ailesi yaşlı adamın –kısmetsizliğin en fena hali olan- salao olduğunu söylemiş ve onların talebiyle daha ilk haftadan üç koca balık yakalayan başka bir kayığa geçmişti. Yaşlı adamın her gün kayığıyla eli boş dönmesi çocuğu çok üzüyor, onun eşyalarını taşımasına yardım ediyordu. 85. gün sabahı yaşlı adam büyük bir umutla denize açıldı ve daha fazla balık bulabilme umuduyla yanındaki diğer balıkçılardan daha fazla açıldı. Karanın kokusunu ardında bırakarak okyanusun temiz seher havasına doğru kürek çekti. Yaşlı adam yeterince açıldıktan sonra oltalarını ve misinasını denize saldı, beklemeye başladı. Oltalarını attığından kısa bir süre sonra bir kıpırdama hissetti, oltayı eline aldı çekmeye başladı ama çok ağırdı, yaşlı adam balığın çok büyük olduğunu anladı. Balığı daha rahat çekmek için balığı yormayı düşündü ve teknenin balığın rotasıyla açıklara gitmesine izin verdi. 4 saat geçmişti ama balık hiç derinliğini değiştirmeden düz bir şekilde yoluna devam ediyordu. Yaşlı adam balığın neden oltadan kurtulmaya çalışmadığını merak etti, belki de balık daha önceden de bir oltaya yakalandığı için şimdi kaçmasının bir işe yaramayacağını biliyordu. Gece olmuştu, hava kararmıştı. Balık pes edecek gibi değildi, yaşlı adam bu gecede denizde kalacaklarını anladı. Yaşlı adam aslında hiç dindar değildi ama balığı yakalarsa dualar okuyacağına dair tanrıya söz vermişti. Eli uyuşmaya başlamıştı. Güneş görürse elinin uyuşukluğunun geçeceğini düşündü. Elinin uyuşukluğu geçene kadar balığın hareket etmemesi için tanrıya dualar etti. Ama işler istediği gibi gitmedi. Balık aniden denizden yukarıya sıçradı sonra derine indi az kalsın kayığı batıracaktı. Yaşlı adam balığın hareketini beklemiyordu, hazırlıksız yakalandı balık aniden ipi çekine adamın eli kanlar içinde kalmıştı neyse ki elindeki uyuşukluk geçmişti. Yaşlı adam çok yorgundu bir gündür sadece sabah yolculuğa çıkmadan önce büfede içtiği iki fincan kahve ve her zaman kayığının pruvasında tuttuğu bir şişe suyla idare ediyordu. İki gün daha geçti balıktan ses seda yoktu. Yaşlı adam her zaman tetikteydi ama çok acıkmıştı ve çok yorulmuştu, dünden beri sadece avladığı Lambuka balığının bir kısmını yemişti ama tuz ve misket limonu olmadığı için balık yemek ona işkence gibi gelmişti. Aniden balık hareket etmeye başladı etrafında birkaç kere döndü ve suyun yüzeyine yaklaşmaya başladı. Yaşlı adam zıpkınını eline aldı ve balığa sapladı. Balık artık ölmüştü. Yaşlı adam avını yakaladığı için mutlu olmuştu ama balığın ona hiçbir zararı olmamasına rağmen öldürdüğü için vicdanı sızlamıştı. Balığı, kayığının yanına bağladı ve Havana’ya doğru yola çıktı. Tam kayığının pruvasına oturmuş dinlenecekti ki bir köpekbalığının geldiğini gördü. Kayığın kıçına geldi uygun zamanı bekledi ve köpekbalığına doğru hamle yaptı. Zıpkını köpekbalığına sapladı ama geri çekemedi. Zıpkınını kaptırdı artık kendini savunacak bir aleti kalmamıştı. Üstelik köpekbalığı, balığın bir tarafını ısırmıştı ve kanlar okyanusa doğru yayılmıştı. Diğer köpekbalıkları kanın kokusunu alıp geleceklerdi. Gelecek köpekbalıklarını önlemek için kayıktaki sopanın ucuna bıçağını bir iple sıkıca bağladı. Yine dinlenmek için oturacaktı ki bir köpekbalığı sürüsünün geldiğini gördü. Bu sefer balığı savunmak önceki kadar kolay değildi. Hem zıpkını yoktu hem de sayıları çok fazlaydı. Kendi yaptığı zıpkınla önlemeye çalıştı fakat sürü gittiğinde dörtte birinden bile daha azı kalmıştı. Başaramamıştı, denize karşı verdiği mücadelede başarısız olmuştu. Eve döndü, saat çok geç olmuştu. Pantolonunu katlayıp başının altına koydu, üstüne gazeteler serilmiş döşeğine yattı ve derin bir uykuya daldı. Sabah oldu küçük çocuk acaba yaşlı adam geldi mi diye kulübeye koştu adamı orada görünce çok sevindi. Yaşlı adam hala uyuyordu, çocuk büfeye gitti ve adam için kahve ile su aldı. Büfede gezi için gelmiş turistler ve diğer balıkçılar, yaşlı adamın yakaladığı balığa bakıyordular. Herkes hayretler içinde kalmıştı ve bu yaşında tek başına denize açılmasına rağmen bu kadar büyük bir balığı tuttuğu için yaşlı adama saygı duyuyorlardı. Küçük çocuk eve gittiğinde yaşlı adam hala yatıyordu, çocuk sandalyeye oturup yaşlı adamı seyretmeye başladı… Kendi Yorumum Sanırım, Yaşlı Adam ve Deniz benim şu ana kadar okuduğum en güzel romanlardan biri. Kitabın çok sade ve akıcı bir dili olmasına rağmen yazar kitapta birçok söz sanatı kullanmayı ve ince mesajlar verebilmeyi başarmış. Ben, kitaptaki yaşlı adamı insana, denizi hayata, balığı hayal ve hedeflerimize, köpekbalıklarını hayatta karşımıza çıkan engellere, yaşlı adamın yanındaki çocuğu da hayatta yanımızda olan insanlara benzettim. Yani, biz her zaman düşmanlarımız olmasa bile hayal ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için hayatla-deniz- mücadele ederiz, düşmanlarımız-köpekbalıkları- bu mücadeleyi zorlaştırır ve dostlarımız-çocuk- bu mücadeleyi kolaylaştırır. Ama dostlarımız -çocuk- her zaman bizim yanımızda olamazlar. Her ne kadar yanımızda dostlarımız olsa da hayatın merdivenlerinin bazı basamaklarını tek başımıza çıkmak zorunda kalabiliriz. Böyle zamanlarda asla pes etmemeli, büyük bir azim ve mücadele ile yolumuza devam etmeliyiz. Burada da kitaptan aldığım alıntıları yorumladım; “İhtiyarlar niye öyle şafakla uyanırlar bilmem. Günü azıcık daha uzun yaşayabilmek için mi acep?” Yazar bu cümlede, yaşlandıkça insanların uyku süresinin daha az sürmesi bilimsel gerçeğini, yaşlandıkları ve ömürlerinin sonuna yaklaştıkları için erken kalkıp günü daha fazla yaşayabilmek düşüncesiyle bağdaştırmıştır. “Ne var ki güneşi, yıldızları, ayı öldürmeye kalkmadığımıza iyi ediyoruz. Denizlere çıkıp gerçek kardeşliklerimizi öldürmek yetiyor bize.”Yazar bu cümlede, maalesef çağımızın bir nevi hastalığı olan kardeş gibi gördüğümüz insanlar tarafından en ufak bir çıkar için bile yüzüstü bırakılmamıza değinmiş. “Umutsuzluğa kapılmak ne saçma bir şey! Üstelik de günah." Bazen hayatta başımıza kötü ve bizi hayattan bıktıran şeyler gelebilir ama ne olursa olsun pes etmemeliyiz, Theokritos’ un “Yaşayanlar için umut her zaman vardır. Umutsuzluk, ölüler içindir.” Sözü de asla vazgeçmememiz gerektiğinin bir kanıtıdır. "Başkaları böyle yüksek sesle konuştuğumu duyacak olsa deli olduğumu düşünür " Diye söylendi. Fakat kendim deli olmadığımı bildikten sonra vız gelir, ne derlerse desinler.” Maalesef hayatımızın her alanına yerleşmiştir bu “insanlar ne der?” düşüncesi. Bu bir kâbus, insanların mutluluğunun önündeki en büyük engellerdendir, bir işe başlamadan önce, kalabalık bir yere gitmeden önce, fikirlerimizi açıklamadan önce bu düşünce maalesef aklımıza takılır. Bu düşünce, başarısızlığın en büyük nedenlerinden biridir. Mesela Apple şirketinin eski ceosu Steve Jobs her gün aynı kıyafeti giyiyordu bunun ona bir eksisi olmadı hatta aklını işine daha çok vererek daha başarılı olmasını sağladı. “O şöyle düşünürse, bu böyle derse” diye kendimizi bir kalıba sokarsak, o insanlara kendimizi kul köle yapmış, hayatımızın kullanım şeklini onlara vermişiz demektir. Toplum içerisinde başımıza utanç verici bir olay geldi diyelim o toplumda olan insanların bizi daha sonra görüp görmeyeceği ne malum, olay bir süre sonra unutulacak herkes yaşamına sanki olay hiç olmamış gibi devam edecektir. Bu yüzden bu düşüncenin davranışlarımızı yönetmesine izin vermemeliyiz. “Şimdi yanında olmayanları düşünmenin sırası değil. Olanla ne yapabilirsin onu düşün.” Yazar burada, maalesef çağımızın çocuklarının hastalığı olan “sahip olduklarıyla yetinememe” ye değinmiş. Her zaman olduğun duruma şükretmelisin derler hep büyüklerimiz ve bu sözlerinde çok haklıdırlar. Hayatta olduğumuz durumdan daha kötü durumda olan birileri her zaman vardır bu yüzden halimize her zaman şükretmeli ve asla isyan etmemeliyiz. "Biriyle konuşmanın, kendi kendine konuşmaktan, denizle konuşmaktan çok daha güzel olduğunu fark etti.” “Zaten” diye düşündü, “Herkes, her şeyi öldürüyor." “İnsan, ihtiyarlığında bir başına kalmamalı” “Balık nasıl balık olmak için yaratılıyorsa sen de balıkçı olmak için yaratılmışsın.” “Her gün yeni bir başlangıçtır. Elbette insanın şansa da ihtiyacı var. Ama önce gerekeni yapmalı ki, şans kapıyı çaldığında insan hazır bulunsun!” "Gençken bilgi ağacını dikmezsek, ihtiyarlığımızda gölgesinde barınacak ağacımız olmayacaktır." "Zor bulunanlar çabuk yitirilir bazen." "Her gün yeni bir gündür." "Okyanus böyle vahşi ve acımasız olurken zavallı kuşlar niye böyle narin ve güzel yaratılmış acaba?" “Borç almaktan hoşlanmam. Bir defa borca alıştın mı sonra dilenirsin.” ’İnsan yenilmek için yaratılmadı. Âdemoğlu mahvolur ama yenilmez." Ersan Bekir Demirtaş ~ Merhaba arkadaşlar, bu benim ilk makalem umarım beğenirsiniz, yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum. 33,9 KB Görüntüleme 25 46,5 KB Görüntüleme 1 13,7 KB Görüntüleme 7

yaşlı adam ve deniz olayın geçtiği zaman