🐆 Kaç Çocuğum Olacak El Falı

Evlilikhayatım nasıl olacak? Kaç çocuğum olabilir? Tarot Falı, Kahve Falı, Astroloji, Su Falı, Rüya Tabiri, Aşk Falı, Telepati gibi bir çok konuda "Türk-İş Genel Başkanı Atalay, 2022'de geçerli olacak asgari ücret rakamına da değinerek şunları kaydetti:"Asgari ücretli 7 milyon insan var. Asgari ücret, 'Bu ücretin altında işçi çalıştıramazsın' demek. Bu ücret 12 kalemi ilgilendiriyor. İnsanlar bu ücretle geçinmeye mahkum durumda. Bu ücretle 10 gün geçinemezsiniz. Yeniyıl yaklaştıkça benim yapılacaklar listemde yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Bir kere yeni sene bana anne adaylığı getirebilir, yani senenin sonuna doğru mesel Önce el felcinin ne olduğunu ve onun geleceğini nasıl okuyabileceğini kısaca anlatmanız gerekir; örneğin çifti kaç çocuğa sahip olacaklarını (bu maddenin tamamı bu makalenin ana temasından sonra) nasıl çizgide bulacağınızı öğrenmek gibi. Böylece el falcılığı, her iki elimizdeki çizgileri boyunca insanın Terapi alacak kişi kaç yaşında? 12-18 yaş merhabalar çocuğum 21 nisan 2004 doğumlu 18 yaşını yeni doldurdu bu yıl üniversite sınavına hazırlanıyor ama ne ders çalışabiliyor ne de deneme sınavlarına girebiliyor. Her yılbaşı gibi TV'de olacak olan klasik noel filmleri izleyeceğiz ama bu sefer farklı bir şeyler de olacak. Yani mesela kuzenim gelecek, sabaha kadar içip Noel Baba katına yükseleceğiz falan. Hayat nasıl biliyor musunuz? Ariana Grande'nin Noel babaya inanmayıp Santa Tell Me adlı şarkı yapması gibi falan. Kas 3rd “Baby shower partileri, yetişkinlerin eğlenmek adına bebeği nesnel olarak kullandığı eğlencelerdir.” 0 comments. Kas 2nd “Sanal hayat, ‘olmaktan’ çok ‘görünmek’ üzerine kuruludur.” 0 comments. Kas 1st Başkası olma kendin ol 0 comments. Eki 26th Kış hazırlık için vücut direncinizi arttırın 0 comments. DdUD3M. ◊ Travel Channel’a hazırladığınız belgesel projeniz için geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gittiniz. Öncelikle Troya Savaşı’nı anlatan bölümün detaylarından biraz söz eder misiniz?- Biz bu belgeselde, eski hikayeleri, mitolojik efsaneleri, onlarla ilgili ulaşılan son bilgileri ve gelişmeleri veriyoruz. Türkiye’ye de Troya Savaşı ile ilgili son keşifleri öğrenmek için gittik. Neler olup bittiğini, ulaşılan son bulguları uzmanlarla konuştuk. Troya Savaşı bir gerçek mi yoksa kurgusal bir mit mi sorusuna cevap aradık.◊ Tarihe, eski kültürlere merakınız ne zaman başladı?- 13-14 yaşlarımdayken, eski kültürlerin ve mitolojik olayların dikkatimi çektiğini, bu bilgileri öğrenmeye aç olduğumu fark ettim. İyi bir öğrenci değildim. Okula gitmeyi hiç sevmiyordum. Okulla ilgili sevdiğim tek şey tarih dersleriydi. Sanırım 8’inci sınıftayken tarih dersinde Yunan Mitoloji okumuştum. İyi not aldığım ve ödevlerimi yaptığım ilk ders o olmuştu... Diğer derslerde ödev yaptığımı hiç hatırlamıyorum gülüyor. Sadece sınavlara girip sınıfı geçmeme yetecek kadar not almaya çalışırdım. Sadece tarih derslerinde ödev yapıyordum çünkü gerçekten öğrenmek GİDİŞLE 6 ÇOCUK DAHA YAPARIM◊ Belgeseli, Los Angeles merkezli olan, İstanbul’da da faaliyet gösteren Karga 7 Pictures çekiyor. Projenin yapımcıları Emre Şahin ve eşi Sarah Wetherbee ile nasıl tanıştınız?- Birkaç yıl önce, daha son çocuğum doğmamışken tanıştık. “Son çocuğum” da dememeliyim aslında! Sonuçta birkaç yılda bir dünyaya çocuk getiriyorum, bu gidişle 6 tane daha yapacağım herhalde. Neyse, konuya dönersek... Bir proje geliştiriyordum. Fikir aşamasındaydı. Prodüksiyon şirketi araştırıyordum onun için. Derken bir arkadaşım Karga 7’den bahsetti. Emre’nin yaptığı birçok yapımı izlemiştim zaten. Hepsi harika, beğenerek takip ettiğim şovlardı. Benim için de belgeselimin güzel olması, izleyicinin ilgisini çekecek şekilde çekilmesi, gittiğimiz yerlerin ruhunu ve güzelliğini izleyiciye yansıtması, hikayenin anlatımı önemliydi. Karga 7’nin yapımlarını daha detaylı inceleyince isteklerime en güzel onların cevap vereceğini anladım. Devamında zaten birlikte çalışmaya başladık.◊ Çekimler sırasında Türk yemekleri yediniz mi?- Yemez miyim... Ketojenik diyet yapıyorum, o yüzden karbonhidratlı besinlerden uzak durmaya çalışıyorum. Ne yedin derseniz; çok fazla kuzu eti yedim. Hatta normalin oldukça üstünde tükettim diyebilirim. Türkiye’de en çok hoşuma giden şey etin lezzeti ve doğal olmasıydı. Burada Amerika’da doğal et bulmak için gerçekten çaba sarf etmek zorundasınız. Türkiye’de her şey çok lezzetli ve doğaldı. Onun dışında Türk baharatları da favorilerim arasına FALI BAKTIRDIĞIM ANLAR BELGESELDE DE VAR◊ Astrolojiye meraklı olduğunuzu duydum. Peki falla ilginiz var mı? Mesela Türkiye’deyken Türk kahvesi içip fal baktırdınız mı?- İstanbul’a ilk gittiğimde her sabah bir Türk kahvesi içiyordum. Çok sert ama çok da güzel bir tadı var. Servis ediliş şekli ve minik olması da hoşuma gitmişti. Artık kahve içmiyorum. Yıllar sonra ilk kahvemi yine Türkiye’de içmiş oldum. Kahvemi hazırlarlarken çok az kahve koymalarını özellikle belirttim. Biliyorsun minik fincanı en tepeye kadar dolduruyorlar, ben de tamamını içtim. Kalp atışlarım nasıl yükseldi anlatamam, kan damarlarımın içinde deli gibi akıyordu. Başka bir yaratığa dönüşüyormuş gibi hissettim çünkü yıllar olmuştu kahve içmeyeli. Türk kahvesi de hafife alınacak bir kahve değil...◊ Ya fal?- Evet, o kahveyi içtikten sonra bir hanım falıma baktı, söylediği her şey pozitifti. Kötü bir şey demedi. Yaptığım işle ilgili cesaret verici şeyler söyledi. Hepsini belgeselde izleyeceksiniz. Kahve falı çekimlerini Emre’nin babası Dr. Haluk Şahin’in evinde yaptık zaten. Çok ANLAMAK iÇiN KAPALIÇARŞI’YI GÖRMEK ŞART◊ Gelelim benim de doğup büyüdüğüm, dünyanın en özel şehirlerinden olan İstanbul’a... Neler söylemek istersiniz İstanbul’la ilgili?- İstanbul çok güzel bir şehir gerçekten. Çok yoğun, çok hareketli bir şehir. Çok da kalabalık, öyle değil mi? Kaç milyon insan var İstanbul’da emin değilim ama New York’tan bile fazla olabilir. Her yer inanılmaz kalabalık gülüyor. İstanbul’da bana en ilginç gelen şey tüm modern yapıların yanında bir bakıyorsunuz yüzlerce yıllık bir saray çıkıyor karşınıza. İstanbul’da tüm o yeni binaların içinde bile eskiyi hissetmek mümkün. Bu bana çok ilginç gelmişti.◊ Nerelere gittiniz İstanbul’da?- İstanbul’da bir günümüz tamamen boştu. Hedefimiz Kapalıçarşı’ya gitmekti ama şöyle oldu... Öncesinde kendime sandalet almak istedim, çünkü yanımda sadece kapalı ayakkabılar vardı ve hava çok sıcaktı. Ayaklarım hava alsın istedim gülüyor. Onun için bir alışveriş merkezine gittik, tesadüfen de indirim vardı. Dört saat alışverişte harcayınca Kapalıçarşı’ya geç kaldık, meğer saat kapanıyormuş. Kapanması için çok erken bir saat değil mi? Annem de benimleydi ve özellikle onun görmesini çok istemiştim oysa. Çünkü bana sorarsanız, İstanbul’u anlamak için mutlaka Kapalıçarşı’ya gitmek zorundasınız.◊ Ama İstanbul’a ilk geldiğinizde gitmiştiniz oraya, öyle değil mi?- Evet, ben görmüştüm Kapalıçarşı’yı. O kadar çok şey almıştım ki hem de... Kırılabilir bir sürü süs eşyası ve lambalar. Onları yanımda taşıyıp riske atmak istememiş, hepsini adresime SiNEMA FiLMi iÇiN SEÇENEK ÇOK ◊ Bu sefer Çanakkale’ye de gittiniz. Oradan bir şey aldınız mı?- Evet. Gezdiğim müzelerin hediyelik eşya mağazalarından birçok heykel ve harika koleksiyon parçaları satın aldım...◊ Türkiye inanılmaz film lokasyonlarına sahip bir ülke fakat bizim ülkemizde çok fazla büyük prodüksiyon çekilmiyor. Sizce neden? Sektörde uzun yıllar çalışan biri olarak neler söylemek istersiniz bu konuda?- Sektörde uzun zamandır varım fakat karar verenler tarafında değilim. Parayı ben yönetmiyorum. Yine de çok iyi bildiğim bir şey var, vergi kolaylığı sağlayan, prodüksiyonun ucuza mal olduğu ülkeler bu açıdan daha şanslı. Doğru diyorsun, Türkiye’de seçenek çok; özellikle arkeoloji ve tarih konusunda Türkiye’nin her yeri cennet. Öte yandan prodüksiyonlar için çok farklı seçenekler de var, mesela Bodrum harika bir yer, neden orada film çekilmesin değil mi? Ama dediğim gibi bu konuda vergi anlaşmaları çok önemli...HAYATIMIZ NORMAL AiLELER GiBi ◊ 3 çocuğunuz var, çocuklarla Megan’ın bir günü nasıl geçiyor?- En küçük bebeğim 2 yaşına girecek. O hâlâ bizimle uyuyor. Genelde arası uyanıyor. Biz de onunla birlikte kalkıyoruz. Biz kalktığımızda diğer iki çocuğum zaten kalkmış ve oyun oynuyor oluyor. Kahvaltımızı yapıp iki büyüğü okula bırakıyoruz. Sonra spor yapıyoruz, öğlen yemeğimizi yiyip bebekle ilgileniyoruz. Akşam yemeği pişiriyoruz. Akşam yemekten sonra çocuklara hikayeler okuyor, onlarla resim yapıyoruz. Diğer normal aileler gibi bir hayatımız var.◊ Ailece seyahat ediyor musunuz?- Hayır etmiyoruz... Üç çocukla uçağa binmek bana hiç eğlenceli gelmiyor. Çocuklara iPad ve telefon vermediğim için onları meşgul edip oyalamak da tümüyle bize düşüyor. O yüzden hep birlikte seyahati açıkçası tercih etmiyorum...SÜREKLi HAMiLEYiM VE ÇOCUK DOĞURUYORUM◊ Ufukta yeni film projeleri var mı?- Bende ne oluyor biliyor musun? Sürekli hamileyim ve çocuk doğuruyorum gülüyor. Sinema sektöründe hamileyken çalışılmıyor maalesef. Her hamilelik 1-2 yıl götürdü kariyerimden. En son televizyon serisi “New Girl”ü yaptım. Çok sevdiğim de bir iş oldu. Şimdi üzerinde çalıştığım birkaç bağımsız film var. Sonra belki bir gişe filmi yapabilirim ama şimdilik odaklandığım tek şey “Myths&Mysteries”...◊ Megan Fox’un güzellik sırları ile de röportajımızı noktalayalım o halde...- Sadece çok sağlıklı besleniyorum, başka bir sırrım yok gülüyor... Makaleyi okumak yerine dinlemek ister misiniz? Avuç okuyuculuğunun tarihi, en ünlü avuç okuyucu, bilimin hastalıklar ve el içindeki şekillerle bulduğu ilişkiler ve hatta bir şiir daha ne olsun? Kaçırmayın! 🙂İçindekiler1 Avuç okuyuculuğunun tarihi, en ünlü avuç okuyucu, bilimin hastalıklar ve el içindeki şekillerle bulduğu ilişkiler ve hatta bir şiir daha ne olsun? Kaçırmayın! 🙂2 El falcılığı daha çok bilinen eski ismiyle Chiromancy / Kiromanti, Yunanca cheir χειρ, “el”; manteia μανεία, “Tanrı bilimi” kelimelerinin birleşimi 5000’li yıllara Hindistan’a uzanır. “Valmiki Maharshi’nin Erkek El Okuyucularına Öğretileri” adlı eski eser “Valmiki destanı“nda anlatılır3 El falı iki elle de bakılır. Çoğu zaman az kullanılan el karmik yükü taşır. Baskın ele de bakılır. Burada çizgiler var. Düşünüldüğünde günümüzün Quantum fiziğinin çoklu olasılıklı evren kuramında fal bakmak, gelecek olasılıklarından birisini “çökertmeye”, gerçek hale getirip diğerlerini iptal etmeye çalışmak gibi midir?5 Zamana müdahale etme denemesi midir? Fal bu nedenle mi yasaklanmıştır? Kötüye kullanımlar ve insanların hayallerle aldatılması nedeniyle mi?6 En ünlü El Okuyucusu7 Bilimsel Anlamda El Analizi8 “Eldeki üç bölgeye bakarak, bunlar tırnaklar, kalp çizgisi ve Venüs tepesidir, bunlara bakarak medikal bir el analizi yapıldığında, kalp krizi, diabet, böbrek taşı, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek zehirlenmesi, zihinsel depresyon ve şiddetli hafıza şikayetleri saptanabilir.” Adarsh Kumar bilimadamı Hindistan Uzay Araştırmaları Organizasyonu9 Biyometrik Bir Şifreleme Aracı Olarak Avuç İçi10 HAYAT ÇİZGİMDE SEVERİM SENİ Fotoğraflar Jamelah, ve Meanest Indian Creative Commons lisansı ile kullanılmışlardır El falcılığı daha çok bilinen eski ismiyle Chiromancy / Kiromanti, Yunanca cheir χειρ, “el”; manteia μανεία, “Tanrı bilimi” kelimelerinin birleşimi 5000’li yıllara Hindistan’a uzanır. “Valmiki Maharshi’nin Erkek El Okuyucularına Öğretileri” adlı eski eser “Valmiki destanı“nda anlatılır Bir çok mistik uygulamada olduğu gibi daha yüksek bir ruhsal bilim dalının elden bakarak genetik eğilimleri saptamak, halk içine karışmış yozlaşmış küçük bir kısmı gibi görünür. Sonraları el okuyuculuğu Tibet’e gelir ve bölgeden yayılır. 3000’lü yıllarda Çin’de artık bilinen bir sanattır. Sonraları gezgin ruhsal öğrencilerle ve çingenelerle dünyaya taşınır. Kimileri önce İpek Yolu’nu kullanan Arap tacirlerin önce Çin’e sonra Avrupa’ya gittiklerini sonraki yıllarda Hindistan’dan göç eden çingenelerin kendi tradisyonları ile bu el okumacılığını birleştirdiklerini anlatırlar. Mısır, Pers Hükümdarlığı ve Roma İmparatorluğu’nda da el falcılığının bulunduğu bilinmektedir. Bu özelliği ile falların en yaygınıdır. Çünkü özel sihirli bir yetenek istemez. Kristal küre gibi veya kartlar gibi karışık nesnelere ihtiyaç yoktur. Kuralları öğrenmek ve inandırıcı olmak yeterldir. The Fortune Teller Falcı, sanatçı Caravaggio 1594–95; Canvas; Louvre Günümüzde daha çok psikolojik analizlerle eldeki tepkilerle, terleme, nabız gibi kişiden farkında olmadan bilgi alındığı iddia edilse de, gelenekselmiş avuç okuyuculuğunda elin genel şekli için 4 veya 10 civarında ana tip kabul edilir. içinde her bir çizginin boyu, şekli yeri zaten bir anlama sahiptir. Hatta avuç içindeki yükseklik ve çukurluklar pek çok şeyi anlatır. Müşterinin beklentileri ise çoğunlukla bellidir. Ne zaman evleneceği, kaç çocuğunun olacağı, gelecekte zengin ya da ünlü olup olmayacağı hatta cüret edebilirse, uzun yaşayıp yaşayamayacağı ne zaman öleceği gibi. Okuyucu, müşterisinin ellerinin hasarından ev kadını mı, iş kadını mı, zengin mi, yoksul mu hatta deformasyona bakarak hangi işi yaptığını bile anlayabilir. Pek çok rahatsızlığın da cilt üzerinde etkileri vardır. Kaygıyla, tırnak yeme arasında bağlantı vardır. İyi bir el okuyucu beden dilinin en büyük parçası olan elin konumlandırılması ve duruşu ile bile, konuşulmayan bir çok sorunun cevabını bilimsel olarak saptayabilir. Hatta bir çok büyük şirket anlaşmasına beden dilini çok iyi tanımlayan uzmanların başka bir görevleri varmış gibi sokuldukları ve karşı tarafın daha ne kadar geri adım atabileceğinin çözümlendiği iddia edilmektedir. El falı iki elle de bakılır. Çoğu zaman az kullanılan el karmik yükü taşır. Baskın ele de bakılır. Burada çizgiler var. Bakalım. Hayat Çizgisi Akıl Çizgisi Kalp Çizgisi Venüs Kemeri Güneş Çizgisi Mars Çizgisi Kader Çizgisi Semavi dinler ise falcılığın her türünü olduğu gibi el falını da yasaklamıştırlar. Mesela Kuran, “Gaybı yalnızca Allah bilir” der. Fal oklarının şeytanın pisliği olduğunu belirtir. Düşünüldüğünde günümüzün Quantum fiziğinin çoklu olasılıklı evren kuramında fal bakmak, gelecek olasılıklarından birisini “çökertmeye”, gerçek hale getirip diğerlerini iptal etmeye çalışmak gibi midir? Zamana müdahale etme denemesi midir? Fal bu nedenle mi yasaklanmıştır? Kötüye kullanımlar ve insanların hayallerle aldatılması nedeniyle mi? Şimdilerde bile gençler daha çok karşıcinsten birisini etkilemek hatta aldığı kararları yönlendirmek için faldan yararlanıyor. İşin şaşılacak tarafı ise aralarında milletvekillerinden, işadamlarına, akademisyenlerde binbir mesleğe kadar insanların fala inanması ve gelecek kararlarında esas alması. En ünlü El Okuyucusu Cheiro 1866’da İrlanda’da doğar. Kısa zamanda kehanetlerinin gücü ile en ünlü en güçlü kişilerin kahini olur. Bu konuda ciddi bir efsane isimdir. Bir çok güçlü kişinin ölümünü bildiği idda edilmiştir. Sadece el falı değil numoroloji üzerine de çalışmıştır. Cheiro’nun daha çok çocukken Hindistan’da bir Brahminden iki yıl özel eğitim aldığı anlatılır. Sonra Londra’ya döner ve avuç okuyucu olarak çalışmaya başlar. 19. ve 20. yüzyıllarda Mark Twain, W. T. Stead, Sarah Bernhardt, Mata Hari, Oscar Wilde, Grover Cleveland, Thomas Edison, Wales Prensi, General Kitchener, William Gladstone ve Joseph Chamberlain gibi ünlü isimlerin ellerini “okur”. Cheiro’nun “Herkes için El Okuyuculuğu” / “Palmistry for All” kitabı İngilizce artık geçen zamanla telif haklarını kaybettiği için Gutenberg projesi kapsamında indirilebilmektedir. Bir çok kitaba bu şekilde yasal olarak ulaşabilirsiniz. “Cheiro’s Memoirs The Reminiscences of a Society Palmist”, adlı kitabında müşterileri arasında şı isimleri de saymıştır Kral Edward VII, William Gladstone, Charles Stewart Parnell, Henry Morton Stanley, Sarah Bernhardt, Oscar Wilde, Profesör Max Muller, Blanche Roosevelt, Comte de Paris, Joseph Chamberlain, Killowen Lord’u Russell, Robert Ingersoll, Ella Wheeler Wilcox, Lillie Langtry, Mark Twain, Stead Titanic şöhreti, Richard Croker, Natalia Janotha… Ölümüne kadar geçen sürede pek çok dünya ülkesi seyahatinden sonra Amerika’ya Hollwood’a gider ve senaryo yazar. Günde 20 kişiye kadar el okuması yapar ve 1936’da 69 yaşında dünyadan ayrılır. Bilimsel Anlamda El Analizi Tüm bunların aksine bilimsel açıdan el analizi çok önemlidir. Mesela Down Sendromu ile el içindeki çizgilerin yapısı, psikoloji ile el arasındaki bağlantı, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite ile hatta şizofreni ile el ilişkisi yıllardır araştırılıyor. Bilim önyargısız şekilde bunu araştırıyor ve anlamlı bir korelasyon arıyor. Profesör John T. Manning parmakuzunluklarının orantısı ile homoseksüellik, depresyon, disleksia, üretkenlik, otizm ve müzikal kabiliyet arasında bağlar kuruyor. Ancak şu an için insan kişiliği ile el çizgileri arasında net bir kanıt bulunamadı / ya da açıklanmadı. Psikanaliz’in Freud’dan sonra en bilinen ismi Jung ise bu konuda ilginç bir deneyim yaşamış. 1930’larda Julius Spier adlı el okuyucusu bir Alman arkadaşıyla Berlin’de görüşür. Jung bu görüşmeden sonra bir çok yerde şu açıklamayı yapar. “Söylemeliyim ki, sonuçlardan derin şekilde etkilendim.” Özellikle karakteroloji bilimi olarak el okumayı kullanmasını çok takdir etmişti. “Eldeki üç bölgeye bakarak, bunlar tırnaklar, kalp çizgisi ve Venüs tepesidir, bunlara bakarak medikal bir el analizi yapıldığında, kalp krizi, diabet, böbrek taşı, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek zehirlenmesi, zihinsel depresyon ve şiddetli hafıza şikayetleri saptanabilir.” Adarsh Kumar bilimadamı Hindistan Uzay Araştırmaları Organizasyonu Elle Bağlantılı Çeşitli Hastalık ve Eğilimler Hakkında Bilimsel Makaleler Biyometrik Bir Şifreleme Aracı Olarak Avuç İçi Bir süredir FBI’ın Amerika’da el izi veritabanı / database’i kurduğunu biliyor muydunuz? CNN in haberine göre, önce suçluların sonra vatandaşların biyometrik izleri çıkarılıyor. Biyometrik olarak tanımlamak için önceleri parmak izi kullanılıyordu. Sonraları gözdeki iris ve ardından deri altı damarların haritası çıkarılmaya başladı. Çünkü bunların taklit edilmesi neredeyse imkansız. Şimdi ise el izlerine yönelindi. Elbetteki sadece kimlik tespiti için değil. Yüzlerce yıldır tartışılan bedensel özelliklerle suça eğilim arasında bir bağıntının olup olmadığını çözmek için! Artık bilgisayarlar var ve ilk bakışta görünmeyen orantılar, açılar matematiksel oranlar milyonlarca denek sayesinde kolayca çözülebilecek. Yakında duyacağımızı düşünüyorum. Kaynakça Bu konuda yazdığım bir şiirle kapatalım şu konuyu! 🙂 HAYAT ÇİZGİMDE SEVERİM SENİ Gün olur bir çingene Uzanır elerime Saçının yanındaki karanfilli solmakta, Gözleri buğulu ve elemli, “Gel bakaaayım falina, söyleyeyim halini” Fala inanmayan bir mezcup, Bilimle yıkanmış bir gönül gibi Çocuk merakını yenemeyen biri gibi Uzatırım elimi Sonra para ister, falcı kadın “At bakayım, o yetmez a be, sadaka mı veriyorsun!” Sonra sıyrılır cüzdanımdan, geleceğin kapısını açan banknotlar. Sonunda kadının parmağı hayat çizgimden başlar ve Kalp çizgimi kesen kader çizgime uzanır Nefesi kesilir bir an Ürpererek parayı geri vermek ister hemen Ama çok geçtir artık Zamanım açılır onun sessiz gözlerine Ve geleceğimi görür “Sen” der, Ama tarif edemez. Başka bir alfabenin diliyle yazılmış gibi soluk soluk bakar kaderime Sonra o sessiz ben sessiz Onun alnında hırçın terler damlar Gırtlağını zor temizler “Git” der “Senin kaderin benim gözlerime ağır gelir be” Gitmem ama İnsandır o da. Dizinin dibine çöker Geçen insanları süzerim birlikte Önce huzursuz olur Sonra dinginlik akar görünmeyen ten gömleğinden Işıktan tenine Sonunda ayrılık saati gelir ve çatar Kapanır zamanın kapıları Kader çizgisinden temizlenir çatal yollar, Avcumda hayatım ve hayat çizgimde severim seni hayat çizgimde tanırım seni Hayat çizgimde yaşar, ölürüm Sonra gülümseyerek Martıların avuçlarındaki Kedi ve köpeklerin patilerindeki Ve aslanların avuçlarındaki kaderi düşünürüm Yol uzundur Avuçlar gökle dolmuştur ve Kimsenin göremediği kaderle Bilmediğim bir yere götürür beni Avuçlarım, Sonsuz seçim denizinde, Ayaklarım hikaye…. Süleyman Sönmez 26 Temmuz 2008 STARBUL, Türkiye'de 100 yıllık sürede geçen baş döndürücü bir bilim kurgu roman. Starbul romanı okumak için tıklayın SİTEMİZE ABONE OLDUNUZ MU? malzemeler1- taşı olmayan alyansvari bir yüzük2- uzunca bir saç teli veya ip3- yarım bardak su bardağıyla beraberefendim falımız ipten geçirdiğimiz yüzüğün bardağın içine suya değmeyecek bir biçimde hareket ettirmemeye çalışarak tutmamızla başlar. bir süre sonra yüzüğün hareketlenerek bardağa çarpmaya başladığını göreceksiniz. işte bu çarpma sayılarının toplamı size evleneceğiniz yaşı verecek. evet yanlış duymadınız, artık gelecek kaygısı duymaya son. genç kızlarımız, yakışıklı erkeklerimiz, evde kalmışlarımız siz de deneyin sonuca inanamayacaksınız. denemesi bedava, beyin zaten bedava... bursa'da bir kız yurdunda denenip test edilmiş ve hep aynı sonuçları vermiş su dolu bardağa, saça veya ince bir ipe bağlanmış alyans sarkıtılır. alyans suya kaç yaşımda evleneceğim diye sorarsan o kadar bardağın kenarlarına vurur yüzük. aynı kişi defalarca deneyince aynı sonuç çıkıyor, hatta evli kişilerde evlendiği yaş kaç çocuğum olacak dersen, olacak çocuk sayın kadar bardağın kenarına vuruyor. aynı kişilerde aynı sonuç elde ediliyor x kişisiyle evlenmeyeceksem 10 kere vur diyorsun 10 kere bardağa vuruyor, 76 kere vur diyorsun 76 kere not bunları hem dindar hem de dinle alakası olmayan kız arkadaşlardan ısrarla dinledim. beynimi tükettiler. inanmak istemiyorum. bilen birileri el atarsa ne mutlu olurum. bu gece dört arkadaş olarak denediğimiz, aynı sorularda hep aynı cevabın çıktığı, elbette bilimsel dayanaksız ama eğlenceli fal. bu hafta çekilecek sayısal loto sonuçlarını elde etmeme yaramış hala uyuyun enayiler. gecenin ikisinde can sıkıntısı ile yaptığımız ve 1 sene sonrasında evleneceğimi söyleyen bugün bir daha denedim, yine aynı sonucu falında falan da bi sene içinde kesin kaynaklardan aldığım istihbarata göre gelin oldum damat yok ama olsun, faldan iyi mi bileceğim?meanwhilemesajlar üstüne evlenmedim arkadaşlar * defalarca yapıldığında bile aynı soruya aynı cevabın çıktığı söylenen de merak edip bir baktırayım dedim, hatta inanmadım farklı kişilere de yaptırdım. hepsinde de seneye evleneceğim çıktı damat var ne başka bir şey ama olsun yol kervanda düzülür, benden de yıldırım nikahıyla evlenmek beklenirdi zaten*edit hayır arkadaşlar evlenmedim, sormayın artık d bunun bir de doğacak çocuğunuzun cinsiyetini gösteren var. bi tane ip yüzüğün içinden geçiriliyor. siz sağ elinizi uzatıyosunuz avuç içi yukarı bakacak şekilde. ipi elinize yukarı aşağı sürttürüp avuç içine doğru alıyor. yuvarlak hareket ediyorsa kız, ileri geri hareket ediyorsa erkek oluyomuş. cinsiyeti öğrendikten sonra aynı şeyler tekrarlanıyor ip hareket etmeyene kadar. 1 kız var zati. 1 de oğlan geliyomuş bize. millet kafayı yemiş amk. altın yüzük, altın zincir ile avcuna tutularak, kimileri resmin üstünde falan da yapıyor, zincirin hareketlerine göre manyak çıkarımlarda bulunan fal çeşidi. ben lisede bunlarla dalga geçerdim. ciddi anlamda dalga geçerdim. dün nöbette arkadaşlar hadi bakalım dedi. tamam dedim ama tamam dediğim aklımı seveyim!!!hayatımın çok önemli orandaki kısmında evliliğe mesafeli olmuş, deli gibi dalga geçmiş, ciddiyetini kavramamış bir insanım. öyle ki her koşul çok uygun olsa da evlenmekten kaçacağıma dair büyük de bir his var içimde. son birkaç haftadır da çevremde hep evlilik hazırlığı yapan insanlar var. belki de onların bu telaşesinden etkilenerek 'temam yeaa evlenirim herhalde' demeye başladım. tevekkeli değil, birkaç gün sonrasında rüyamda üstümde gelinlikle gelin buketi seçiyordum*. olaya bak ki orada da tek başımayım, damat yok*bu muhabbetleri anneme anlattığımda ben hemen çeyiz düzmeye başlıyorum bu bir işaret havasına girdi bile. hatta çok güzel tencere takımı almış, gelmiş anlatıyor.*bu havalarda giderken dün yüzük falı muhabbetine girdim. evlilik tarihim 2023 çıktı*. 2023ciddi ciddi inandım ama ben buna. inşallah 2023'e kadar sürecek ilişkim olur* 2023anneme bunu söyledim, aldığın tencere takımını ver bari kullanayım, ben sporu bırakıyorum götü göbeği salıyorum dedim. ne yaparsan yap bana ne dedi. ama tencereleri vermedi. ben kullanırım sen kendine al bana ne dedi. aslında bu kısmı annelerin bencilliğine yazabilirmişim*velhasıl sevgili dostlarım, 2023'de evleneceğim. yeri, zamanı, mekanı zamanla iletirim*, altınlarınızı hazırlayın şimdiden. eliniz değmişken damadı da getirirseniz sevinirim.* 42 yaşında evleneceğimi öğrendiğim her soruya doğru cevap vermesiyle fala inanmayan beni bile doğru çıkmaz... geçenlerde sıkıntıdan birden aklıma gelince tüm aile üyelerime yaptığım falvari şeydir. tamam evli olanların evlendikleri yaşa kadar çıkıyor doğru. tamam kabul sen kazandın yüzük ama bir şey demek istiyorum. 29 benim için biraz geç değil mi bidaha mı düşünsen acaba sence de çok vurmadın mı bardağa?hayat planıma göre benim en geç 26 yaşında falan evlenmem lazımdı yani noluyor hayatımda ne değişiklik olacak da ben 29 a kadar beklicem çatlıyorum çok da inanmıyorum da yani insan bi korkuyor 29 dedi ya! evlilik meraklısı değilim yanlış anlaşılmasın ama 8 yıldır hayatımda olan adamla bi 7 yıl daha nasıl sevgili hayatı yaşayabilirim ya annem demicek mi evlen artık diye ben ne dicem ona? ne olacak ayrılacağım sonra yeni birini falan mı bulcam bi işaret ne bilim bişe söyleseydi bari yüzük ona göre hareket ederdim yani * ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Haberler > Tasarladığın Malikaneye Göre Kaç Çocuğun Olacağını Tahmin Ediyoruz! - 1207 Elini korkak alıştırma, istediğin tercihleri yap, kaç kişilik bir aile olacağını söyleyelim! 1. Evin dışarıdan nasıl görünsün? 2. Bir mutfak seç! 3. Vakit geçirmek istediğin alan nasıl olurdu? 4. Sırada yatak odası var.. 5. Bu banyolardan hangisi olsun isterdin peki? 6. Çocuk odası seç şimdi de. 7. Bir de bebek odası... 8. Arka bahçen hangisi gibi olsun? 9. Son olarak da evinin manzarasını seç. 10. Çocuk istemiyorsun! Verdiğin cevaplara göre çocuk sahibi olmak istemiyor olduğun sonucu çıktı. Belki şu an yaptığın seçimler kendi kafa yapına uygundur. İleride ne olacağını bilemeyiz tabii. Bir çıktı! Tek çocuk senin için en doğrusu gibi görünüyor. En azından verdiğin cevaplara göre. Çekirdek aile olmak senin tarzın demek ki. İki çıktı! Verdiğin cevaplara göre sahip olacağın çocuk sayısı iki! Belki ikiz istiyosundur, belki bir kız bir erkek, bilmiyoruz ama senin için iki çocuğun çok uygun olduğunu söyleyebiliyoruz. Üç çıktı! Verdiğin cevaplara göre senin sahip olacağın çocuk sayısı üç! Sen kalabalık masalardan, ortanca çocuktan yanasın! Sonuçta bu kadar büyük eve uygun olan da buydu zaten. Dört çıktı! Verdiğin cevaplara göre sen çok çocuklu bir aile kurmak istiyorsun. Dört çocuk sonuçta, az değil. Yorucu ama keyifli olacağı ortada. Kalabalık kalabalık akşam yemeklerini kim istemez ki zaten? Beş ya da daha fazla çıktı1 Verdiğin cevaplara göre sen beş ya da daha fazla çocuk istiyorsun. Valla bravo, kolay değil yani. Çok çocuk istemenle ya da bunun sayısı ile hiç bir derdimiz yok. Ama kalabalık aile tam sana göre, o belli. Her insan geleceğini merak eder. Nasıl biri ile evleneceğiz? Kaç çocuğumuz olacak? Ömrümüz ne kadar sürecek? Bu ve benzer sorular hep merak uyandırır. Bu soruların getirdiği merak da falcılık olarak bilinen uğraşın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Fallar içerisinde belki evrensel olarak en yaygın olanı el falıdır. El falı, eldeki çizgelere ve yükseltilere bakarak bir kişinin geleceğini ya da kişiliğini öngörme uğraşıdır. El falının tarihi çok eskiye gitmekle birlikte ilk nerede ortaya çıktığı tam olarak bilinmemekte. Hindistan'da ortaya çıkıp, oradan göç eden Romanlar aracılığı ile dünyaya yayıldığını düşünenler var. Antik çağlarda Hindistan dışında, Mısır, Çin, Tibet, Babil, Pers, Yunan gibi çok sayıda medeniyette el falına rastlamak mümkün. Orta Çağ'da hem Hıristiyanlığın, hem de İslam'ın el falını hurafe olarak görmesi sonucunda popülaritesi düşse de, 19. yüzyıldan sonra el falının tekrar ilgi odağı olduğuna şahit olmaktayız. ANNE KARNINDA ŞEKİLLENİYOR El falının çok farklı türleri var. Ancak en popüleri hayat, akıl ve kalp çizgileri olarak anılan üç büyük el çizgisi ile diğer bazı ufak çizgilere bakarak gelecekle ilgili yapılan öngörüler. Genelde el falı ile uğraşanlar el çizgi ve izlerinin her kişiye özel olmasına atıfla el falını temellendirmeye çalışır. Onlara göre nasıl ki her insanın hayatı kendine özelse, el çizgileri de özeldir; bu da aralarındaki ilişkiye işaret eder. Peki, el falına inanmak için herhangi bir makul gerekçe var mı? Birincisi, bugüne kadar el fallarının işe yaradığını ortaya koyan hiçbir ciddi çalışma mevcut değil. Ayrıca el falına güvenmemek için birkaç iyi gerekçe var. Her şeyden önce tek bir el falı olmadığına, el falının kültür ve çağa göre değiştiğine hatta çoğunun aralarında çeliştiğine dikkat etmekte fayda var. Bir el falını diğer bir el falına tercih etmek için bir gerekçe verilmediği sürece, bu uygulamalara inanmak makul olmayacak. İkincisi, el çizgileri, elimizin deriyi germeden ve sıkmadan çalışabilmesi için daha anne karnında, hamileliğin 12. haftasında ortaya çıkar. Dolayısıyla el çizgilerimizle doğarız. Ancak kişiliğimizin bir kısmı biz doğduktan sonra, aldığımız eğitim, yaşadığımız olaylar, insan ilişkileri gibi çevresel faktörlerle etkileşim sonucunda gelişir. Anne karnında oluşan el çizgilerimizin bütün bu sosyal etkileşimleri belirlediğini düşünmek pek makul değil. TESTOSTERON BELİRLEYİCİ OLUYOR Her ne kadar el falcıları bu özelliklerden bahsetmese de modern bilim aslında ellerimizle kişiliğimiz arasında ilginç bazı bağlar ortaya koymuş durumda. Yapılan çalışmalar, işaret parmağının yüzük parmağına olan oranının bizim anne karnında maruz kaldığımız testosteron oranı ile ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre yüzük parmağı hemen hemen işaret parmağına eşit ya da daha büyük olan kişiler, anne karnında daha çok testosteron hormonuna maruz kalıyor. Bu ise kişinin davranışları ve sağlığı üstünde ilginç sonuçlara yol açıyor. Testosterona daha çok maruz kalan bu kişilere düşük parmak, az maruz kalana ise yüksek parmak oranlı bireyler diyelim. Düşük parmak oranına sahip erkeklerin çocuk sahibi olma olasılığı yüksekken, diğer erkeklere göre prostat kanseri olma riski daha fazladır. Diğer taraftan düşük parmak oranına sahip olmayan erkeklerin kalp krizi geçirme veya obez olma riski diğer erkeklere göre daha yüksek. Kadınların ise doğurganlığı fazla. İşaret parmağının yüzük parmağına oranı insan psikolojisi ile ilgili de bilgiler taşır. Düşük parmak oranına sahip erkeklerin dikkat dağınıklığı, hiperaktivite, alkolik ya da oyun bağımlısı olma ihtimali çok daha yüksekken, yüksek parmak oranına sahip erkeklerin depresyon, anksiyete gibi sorunlar yaşama ihtimali daha fazla. SPOR VE TİCARETTE DAHA GİRİŞKEN Düşük parmak oranına sahip bireyler spor ve ticarette daha girişken tutum sergiler ve genelde daha başarılı olur. Düşük parmak oranı, testosterona daha çok maruz kalmadan dolayı daha 'erkeksi' karakterler açığa çıkarır. Bu bireyler genelde iletişim ve empati kurmada zayıftır, daha saldırgandır ve suça eğilimleri daha yüksektir. Düşük parmak oranı olan erkekler genelde sanatta daha başarılıdırlar, akademik kariyerde başarılı olma şansı daha fazladır, matematik ve sayılarla araları çok daha iyidir. Diğer taraftan yüksek parmak oranına sahip bireyler ise daha 'feminen' özellikler gösterirler. Bu bireyler çok daha erken yaşta konuşmayı öğrenir, dillere karşı yatkınlık gösterir, empatide daha yetenekli olurlar ve yeni insanlarla tanışıp iyi ilişki kurmada daha yeteneklidir. Yüksek parmak oranına sahip erkekler sınavlarda daha başarılı olur ve hurafelere daha çok inanma eğilimindedir. Yüksek parmak oranına sahip kadınlar ise müzik gibi sanatlarda daha başarılı olur. Elbette parmak oranına göre yaptığımız bu çıkarımlar, falcıların iddia ettiği gibi kesin öngörüleri ifade etmez. Sadece bilimsel gözlemlere dayanan istatistiksel bazı sonuçları yansıtır. Bilim, faldan farklı olarak öngörü yaparken, bu öngörünün kaynağı ve gerekçelerini verir. ŞAŞIRTAN GERÇEKLER Burun şekliniz ses tonunuzu belirler. 1991 yılında Filipinler Mount Pinatubo'da gerçekleşen volkan patlaması sonucunda 22 milyon ton sülfür dioksit serbest kaldı. Bütün Dünya'ya yayılan bu gaz sonucunda yerkürenin ortalama sıcaklığı yarım derece düştü. Ferahlatıcı 'yağmur kokusuna' actinomycetes isimli bakteri neden olur. Bilim insanları göbek çukurunda bugüne kadar 1458 yeni bakteri türü keşfetti. DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR Filmlerde sık sık Dünya'ya çarpmak üzere olan bir asteroidin nükleer füze ile vurularak parçalandığı gösterilir. Ne yazık ki bu senaryo pek gerçekçi değil. Nükleer füze, asteroidi tuzla buz yapamaz, onu sadece parçalara bölebilir, bu da Dünya'yı kurtarmaya yetmez. Zira nükleer başlıkla asteroidi parçalamak, tek bir kurşunu bir pompalı silahın kurşununa dönüştürmeye eşdeğerdir. Soğuk, rüzgarlı ya da bulutlu günlerde güneş yanığı olamayacağımız söylenir. Bu iddia doğru değildir. Güneş yanığı UV ışınımının bir sonucu olarak oluşur ve bu, rüzgarın şiddeti ya da sıcaklıktan bağımsızdır. Soğuk bir temmuz günü ile sıcak bir temmuz günü Güneş'ten gelen UV ışınımın gücü hemen hemen aynıdır. UV ışınımı bulutlardan geçebildiği için bulutlu günlerde de güneş yanığı olmak mümkündür. SÖZLER Bilgelik için tek anahtar devamlı soru sormaktır. Peter Abelard BİLİMSEL BİLMECELER Ahmet her gün iki saat araba sürmektedir. Yolculuğu hep evinde başlıyor, evinde bitiriyor ve bu süreç boyunca evinden çıkmıyor. Bu nasıl olabilir? Not Evi seyyar değil, karavanda yaşamıyor, evi arabası değil. Bu etkinliği yapma amacı ise eğlence. Benim dört oğlum var. Her oğlumun birer kız kardeşi var. Benim kaç çocuğum var? Çözümü haftaya Pazar SABAH'ta GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMLERİ Ahmet'in çayını karıştırmasından içine şeker attığını anlıyoruz. Tadına baktığı zaman çayın şekerli olmasından aynı çayın geldiğini anladı. Şoför, lastikleri kamyonun boyu 1 cm'den fazla inecek şekilde indirir. Kamyon böylece tünelden geçebilir.

kaç çocuğum olacak el falı